SkyPlay

Flickrde gördüm, elaman uğraşmış gökyüzünü nesnelerle birleştirek böyle bir proje (SkyPlay) yapmış. PhotoShopun da katkısı vardır, ama yine de yaratıcı ve eğlenceli olmuş.
Ben her yerde hemen hemen benzer bulutların olduğunu düşünürdüm o yüzden pek de dikkat etmezdim ordaki bulutların
nasıl olduğuna. Ama Kırşehire düğün vesilesiyle gelenlerden bi arkadaş buranın bulutları ne kadar farklı diyene
kadar...Sanırım iklimle alakalı olarak gökyüzü de değişiyor. Tabi en güzeli masmavi parlak bulutları da bembeyaz olan gökyüzü, gri gökyüzüne hayır:)

badem çiçekleri


yaratıcılıkla ilgili bişiler okurken Van Gogh çıktı karşıma, resimde masmavi imkansız gökyüzü ve yeni açan badem çiçekleri var..
İçinde insan olmayan resimler de güzel olabiliyormuş değil mi?

hem o hem bu

Alev Alatlı'nın Kabus'unu okumaya başladım. Türk antiütopya örneği, bu kitaba da Cesur Yeni Dünya'dan geldim. Yazılmış heralde en ünlü distopya örneği imiş. Distopya dünyanın olmasını istemediğimiz gelecekteki hali olarak da anlaşılabilir. Neyse Cesur Yeni Dünya hakkında söylecek çok şey var. Onu bi ara yazayım. Kabus'taki karakterin de Aristo mantığını sevmemesi çok hoşuma gitti. Ya o ya bu deriz, bişey iki farklı özellikte olamaz. Ya doğrudur ya yanlıştır. Eleman der ki hem o hem bu vardır. "ya o ya bu" değil "hem o hem bu". İki özellik aynı anda aynı şeyde mevcut olabiliyor. Zaten kitabın bi adı da Schöredingerin Kedisi, ünlü deneyden yola çıkılmış. Orda da ışık hem foton hem dalga. Dolayısıyla da kedi hem canlı hem ölü. Niye anlattım, şu an başka yerde olmak isteyip burda kalakaldığım içindir.

derdin var mı?

Her sabah servis şöförümüz aynı radyoyu dinliyor, hatta yıllardır servis şöförleri sayesinde ben de aynı radyoyu dinliyorum. Radyocunun bu sabahki konusu kimin ne derdi var söylesin idi... Tabi çoğunluk ülkenin durumundan kaynaklanan dertlerini paylaştılar. Onun dışındakiler de modern dünya dertleriydi. Dert deyince benim için genelde işle ilgili şeyler aklıma geliyor. Bi kere babama anlatmaya çalışmıştım, iş güç olayını, çok şaşırmıştı çünkü anlamamıştı. Çünkü artık bakınca bi sürü insan için her gün gidebileceği işinin olması bile mutlu olmak için yeter bi sebep..O yüzden bunlar dert değil, olmaması gerekiyor. İşin özü şu ki modern dünya mutsuzluklarını bırakmak lazım, ünlü bilge ayşe'nin de dediği gibi iç huzur sağlanmalı....

3 toplantıları

İşyerinde saat 3leri çok seviyorum, hemen bizim ekiple haberleşip aşağıdaki koltuklara iniyoruz. Yarım saat muhabbet edip kafa dağıtıyoruz. Ama şu ara sanırım kimse halinden memnun olmadığı için ya da sıkıldığından muhabbet genelde işten öteye gitmiyor...Yani artık çok da huzurlu değiliz ama umarım daha kötüye gitmez...Eğlenceli kısmı hepberaber durumumuzun farkında olmamız beraber geyik yapıp eğlenebilmemiz...Aslında canımızın sıkılmasındaki ana neden hayatın sadece maaşı alıp o maaşı harcamaktan ibaret olmadığını düşünmemiz, işte bu yüzden acı çekiyoruz. Yoksa monopoli gibi hayat yaşardık...Bi de iyi olanı görüp de onun gibi olmak en zoru, insan kolayı seçiveriyor, kötü birini görünce istemeden de olsa onun gibi oluveriyor. üzüm üzüme baka baka kararıyor ama üzüm üzüme baka aydınlanmıyor..