Ayşeyle Prag
domuz gribi değilim sadece sinüzitim
En büyük sıkıntım öksürmek, uzun uzun zamandır bu kadar yoğun öksürmemiştim. Nefes borusuna yabancı madde girdiğinde, beyindeki öksürük merkezi otomatik olarak tetikleniyor ve yabancı maddeyi dışarı atmak için öksürmeye başlıyoruz. Öksürük şurupları beyindeki bölgeyi uyuşturarak öksürmeyi önlüyormuş. Sinüzit ise sinüslerimdeki mukozanın içeriğinin değişmesi anlamına geliyor. Doktorun verdiği ilaçlarla mukus boğazımdan aşağıya akıyor ve öksürmeme neden oluyor. Bunları internetten okuduklarımdan çıkardım. Yarın doktora yeniden gideceğim.
(Resimdeki en sevimli domuz: Piglet)
Türkiyeye hoşgeldim
Prag'tan daha da hasta olarak dönünce ilk iş eve yakın bir özel hastaneye gittim. Bir günlük iş göremezlik belgesi ve bir reçeteyle çıktım ordan. Hastanenin hali özel olmasına rağmen içler acısıydı. Fotokopi makinasnın icadından habersiz insanlar çalışıyodu:) Ordan çıkınca hastanenin hemen karşısındaki eczaneye gittim, bunca zaman özel sağlık sigortamı kullanıyordum, bir kere de SSKdan ilaç alayım dedim. 14 liralık ilacın 9 lirasını ben ödedim. Eczacı kalfasına da sordum bu nasıl iş benim bişey ödememem gerekmiyor mu diye, kanunlar değişmiş vs. bunları anlattı. Bugün de rapor almak için evin yakınındaki sağlık ocağına gittim. Buranın durumu da ilginçti. Beklerken içerdeki hastalarla da kaynaştık. Sonunda sıra bana geldi. Doktor 2 günlük rapor verdi. Ama işe gidilmeyen günler için de SSK maaşımdan kesiyormuş. Artık bunun neden böyle olduğunu sormadım bile..Prag gibi biyerden Türkiyeye dönmek zaten acı veriyordu, bir de iki günde bunları yaşayınca daha da acı oldu..
SkyPlay
Flickrde gördüm, elaman uğraşmış gökyüzünü nesnelerle birleştirek böyle bir proje (SkyPlay) yapmış. PhotoShopun da katkısı vardır, ama yine de yaratıcı ve eğlenceli olmuş.
Ben her yerde hemen hemen benzer bulutların olduğunu düşünürdüm o yüzden pek de dikkat etmezdim ordaki bulutların nasıl olduğuna. Ama Kırşehire düğün vesilesiyle gelenlerden bi arkadaş buranın bulutları ne kadar farklı diyene kadar...Sanırım iklimle alakalı olarak gökyüzü de değişiyor. Tabi en güzeli masmavi parlak bulutları da bembeyaz olan gökyüzü, gri gökyüzüne hayır:)
badem çiçekleri
hem o hem bu
Alev Alatlı'nın Kabus'unu okumaya başladım. Türk antiütopya örneği, bu kitaba da Cesur Yeni Dünya'dan geldim. Yazılmış heralde en ünlü distopya örneği imiş. Distopya dünyanın olmasını istemediğimiz gelecekteki hali olarak da anlaşılabilir. Neyse Cesur Yeni Dünya hakkında söylecek çok şey var. Onu bi ara yazayım. Kabus'taki karakterin de Aristo mantığını sevmemesi çok hoşuma gitti. Ya o ya bu deriz, bişey iki farklı özellikte olamaz. Ya doğrudur ya yanlıştır. Eleman der ki hem o hem bu vardır. "ya o ya bu" değil "hem o hem bu". İki özellik aynı anda aynı şeyde mevcut olabiliyor. Zaten kitabın bi adı da Schöredingerin Kedisi, ünlü deneyden yola çıkılmış. Orda da ışık hem foton hem dalga. Dolayısıyla da kedi hem canlı hem ölü. Niye anlattım, şu an başka yerde olmak isteyip burda kalakaldığım içindir.
derdin var mı?
Her sabah servis şöförümüz aynı radyoyu dinliyor, hatta yıllardır servis şöförleri sayesinde ben de aynı radyoyu dinliyorum. Radyocunun bu sabahki konusu kimin ne derdi var söylesin idi... Tabi çoğunluk ülkenin durumundan kaynaklanan dertlerini paylaştılar. Onun dışındakiler de modern dünya dertleriydi. Dert deyince benim için genelde işle ilgili şeyler aklıma geliyor. Bi kere babama anlatmaya çalışmıştım, iş güç olayını, çok şaşırmıştı çünkü anlamamıştı. Çünkü artık bakınca bi sürü insan için her gün gidebileceği işinin olması bile mutlu olmak için yeter bi sebep..O yüzden bunlar dert değil, olmaması gerekiyor. İşin özü şu ki modern dünya mutsuzluklarını bırakmak lazım, ünlü bilge ayşe'nin de dediği gibi iç huzur sağlanmalı....
3 toplantıları
İşyerinde saat 3leri çok seviyorum, hemen bizim ekiple haberleşip aşağıdaki koltuklara iniyoruz. Yarım saat muhabbet edip kafa dağıtıyoruz. Ama şu ara sanırım kimse halinden memnun olmadığı için ya da sıkıldığından muhabbet genelde işten öteye gitmiyor...Yani artık çok da huzurlu değiliz ama umarım daha kötüye gitmez...Eğlenceli kısmı hepberaber durumumuzun farkında olmamız beraber geyik yapıp eğlenebilmemiz...Aslında canımızın sıkılmasındaki ana neden hayatın sadece maaşı alıp o maaşı harcamaktan ibaret olmadığını düşünmemiz, işte bu yüzden acı çekiyoruz. Yoksa monopoli gibi hayat yaşardık...Bi de iyi olanı görüp de onun gibi olmak en zoru, insan kolayı seçiveriyor, kötü birini görünce istemeden de olsa onun gibi oluveriyor. üzüm üzüme baka baka kararıyor ama üzüm üzüme baka aydınlanmıyor..
pembe domates
bayramda kırşehirdeydim, bizim oralarda domates toplama dönemi yeni gelmişti, şekilsiz ama mis kokulu süper lezzetli domatesler yedim. Sonrasında istanbula döndüm, bizim evin karşısındaki bakkaldan bozma Eğeroğulları markete gittim, amacım cumartesi kahvaltısı için domates almaktı. Çanakkale yazan kıpkırmızı, göze görünen domateslerden aldım. ne olduğu sofrada belli oldu. Saman gibi bişeydi. Tabiki kekik ve nane ile lezzet verdim. Bu haftasonu da babamın kuzeni Ahmet amcalardaydık. Ömerlide bahçeli evleri var, bahçeleri tam bir cennetti, biberler, domatesler, patlıcanlar..Bahçe bozumu yaptık, tüm domatesleri topladık. Mis gibi. Tabi eve getirdim birazcık, yavaş yavaş tüketeceğiz. Bu sene geçti ama seneye balkonda pembe domates yetiştirenlerin kurduğu ağ'a katılayım diye düşünüyorum. Hatta yanında biber ve maydonozu da amaçlıyorum. Bakalım kısmet..
çok korktum
bazen çok heyecanlanıyorum panik yapıyorum içimde sanki yapamayacakmışım gibi bir korku oluyor. Dalma olayı için de böyle oldu. İçim karardı kaç gündür. Halbuki olmazsa olmasın niye ben bu kadar ciddiye aldım bilmiyorum. Sanki ÖSSye girecek gibi hissettim kendimi, halbuki ÖSSye girerken hiçbişeyim yoktu..Küçükken insanlar ne güzel daha korkusuz oluyor, yaşadıkça korku eşiğimiz düşüyor, yani burda deneyim olayı eksi tesir yapıyor, korkmak korkuyu getiriyor. Bu kadar genelledim ama belki benimki bir hastalıktır, bi ben böyleyimdir...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


