23 nisanda özgürün yoğun ısrarı sonucu olgun ve mahmutun da katılımıyla izmit-adapazarı turu yaptık. özgürün spor arabasıyla yola çıktık, tüm tümsek ve çukurlara girerek arabanın amortisörlerini test etmiş olduk, sonuç pek başarılı olmadı:)

ilk durağımız maşukiye, kartepe eteklerinde halen yeşil kalmış alabalık cenneti. maşuk erkek aşık demik ama erkek aşık göremedik orda, çoğunlukla bayanlar vardı:) kahvaltı yapıp, kendi halimizde trekkinge başladık, su ve yeşil içinde olmayı özlemişim. Hava o kadar temiz di ki, çektiğim tüm fotoğraflarda renkler çok parlak ve canlı çıkmış..İstanbulda ancak yağmur sonrası ya da picasada renk ayarıyla elde edebileceğim fotoğrafları orda çekebildim...e tabi ciğerlerimi de oksijenle doldurmayı da ihmal etmedim:)

Sonra ver elini, sapanca gölü...ve işte burda da
bizimkiler

ve gezinin en güzel kısmına sıra geldi; İstanbuldere; uzun zamandır istanbula yakın bu kadar güzel bi yere gitmemiştim; sabahtan gidilip akşama kadar demlenilesi bir yer..serin, yeşil, sulak..bizim gittiğimizde çok kalabalıktı, oturcak yer yoktu:( tabi fiyatları bilmiyorum belki biraz tuzlu olabilir...yan tarafta istanbul dere içinden akan suyu görüyoruz, istanbul deresi bu değilidir heralde, çay kadar bile akmıyor:)

biz de istanbulderede dolaştık sonra da dönüş yolundaki teyzenin bahçesine oturduk, teyze bahçesini kendince piknik alanı ilan etmiş, amme hizmetine açmış, e tabi bundan da para kazanıyor. Hatta torunları da teyze gibi uyanık, burda piknik yapcaksanız annanneme para verceksiniz
diyolar:) yandaki evde teyzenin evi..
ve işte son durak; derincede mehmet usta, inanılmaz güzel kebapları ve servisi var..keşke kahvaltı gibi akşam yemeği sofrasını da çekebilseydim..ama ne yazık ki fotoğraf çekmek yasaktı, közlenmiş soğan, domates, biber ve adana süperdi, sırf etten yapılmış olan adanaya da orijinal diyolar beni de kopartıyolar...
bi 23 nisanı da böyle geçirdim, aslında bu sene ali samiyene gitmek ve çocukları izlemek istemiştim belki 19 mayısa belki de seneye kaldı artık..