Dolmabahçe sahilinden iki fotoğraf; artık fotoğraf çekmeye pek çıkamıyorum ama aynı mekanlarda dolaşsam bile farklı şeyler çıkabiliyor.

















Dudaklarım soğuktan kurumuş, garsondan çay yerine krem istesem? Garson yaklaşıyor, o benden de beter durumda, elleri bile çatlamış, demek ki hem bulaşıkçı hem garson..belki de sadece bardakları sudan geçiriyodur boğaz manzaralı kulübesinde..
-bana bir çay, şekere gerek yok..
Şerefe; fincanımı yatın içindekiler sizin için kaldırıyorum, duyuyor musunuz heyy?
Garson da bana eşlik ediyor, elinde boş fincan dolu bir tepsi, sırada karşımdaki masaki fincanı alıp havaya kaldırcak..içinde mutlulukla, para kazanmanın veridği keyifle..
fincandaki çay soğumadan bir yudum alıyorum, dilimi çıkarıp dudaklarımı yalıyorum. Garson kulubeisne kaçıyor, boşları yıkayacak, ben de üşüyorum, geçen yata dilimi çıkarıyorum, yok size çay...

rüzgar gülü


tutulmuş kalmışım, hareket etmeye çalışıyorum, olmuyor...bakakalıyorum, kalıyorum burda, garda, bilmem kaçıncı yolda... giden yolcu peronunda kalan, ağlayan bir rüzgar gülüyüm. kolum trenin hareketiyle kalkıyor, elim sağa sola salınıyor güle güle diyorum.
rüzgar gülü olmak mı, hayır. sadece gül olmalıyım ben, beni sıyırıp geçen rüzgar yön vermemeli bana, içimden geçeni yapabilmeliyim, dışımda gelişen olaylar benim kaderim olmamalı. işte o zaman ben ben olurum.
hareket eden trenin son vagonuna biniyorum.
PS: Foto şenere aittir, rüzgar gülünü ayşe almıştı. canlarım benim:)

23 nisan gezmesi

23 nisanda özgürün yoğun ısrarı sonucu olgun ve mahmutun da katılımıyla izmit-adapazarı turu yaptık. özgürün spor arabasıyla yola çıktık, tüm tümsek ve çukurlara girerek arabanın amortisörlerini test etmiş olduk, sonuç pek başarılı olmadı:)
ilk durağımız maşukiye, kartepe eteklerinde halen yeşil kalmış alabalık cenneti. maşuk erkek aşık demik ama erkek aşık göremedik orda, çoğunlukla bayanlar vardı:) kahvaltı yapıp, kendi halimizde trekkinge başladık, su ve yeşil içinde olmayı özlemişim. Hava o kadar temiz di ki, çektiğim tüm fotoğraflarda renkler çok parlak ve canlı çıkmış..İstanbulda ancak yağmur sonrası ya da picasada renk ayarıyla elde edebileceğim fotoğrafları orda çekebildim...e tabi ciğerlerimi de oksijenle doldurmayı da ihmal etmedim:)

Sonra ver elini, sapanca gölü...ve işte burda da
bizimkiler







ve gezinin en güzel kısmına sıra geldi; İstanbuldere; uzun zamandır istanbula yakın bu kadar güzel bi yere gitmemiştim; sabahtan gidilip akşama kadar demlenilesi bir yer..serin, yeşil, sulak..bizim gittiğimizde çok kalabalıktı, oturcak yer yoktu:( tabi fiyatları bilmiyorum belki biraz tuzlu olabilir...yan tarafta istanbul dere içinden akan suyu görüyoruz, istanbul deresi bu değilidir heralde, çay kadar bile akmıyor:)




biz de istanbulderede dolaştık sonra da dönüş yolundaki teyzenin bahçesine oturduk, teyze bahçesini kendince piknik alanı ilan etmiş, amme hizmetine açmış, e tabi bundan da para kazanıyor. Hatta torunları da teyze gibi uyanık, burda piknik yapcaksanız annanneme para verceksiniz diyolar:) yandaki evde teyzenin evi..

ve işte son durak; derincede mehmet usta, inanılmaz güzel kebapları ve servisi var..keşke kahvaltı gibi akşam yemeği sofrasını da çekebilseydim..ama ne yazık ki fotoğraf çekmek yasaktı, közlenmiş soğan, domates, biber ve adana süperdi, sırf etten yapılmış olan adanaya da orijinal diyolar beni de kopartıyolar...

bi 23 nisanı da böyle geçirdim, aslında bu sene ali samiyene gitmek ve çocukları izlemek istemiştim belki 19 mayısa belki de seneye kaldı artık..


cnbc-e pazar gecesi filmleri

pazar akşamı cnbcede closer ve üstüne de snatch vardı, bundan iyisi şamda kayısı:)
küçükken bizimkiler izleyip pazar akşamını nasıl güzel geçiriyorsam bu pazar da tv izleyip de güzel geçirdiğim bi pazar oldu.
closer; ne jude law ne de clive owen hayranıyımdır, ama filme yakışmışlar, hem tipler cuk oturmuş, hem de oyunculuk çok iyi..natalie portmana zaten diyecek hiç bişeyim yok, benimle yaşıt olup da kıskandığım nadir insanlardan biridir...julia roberts da artık ben değiştim der bu filmde..filmin müzikleri de ayrı güzel..ahanda goodnbye my loverin bence en acıklı kısmı:

I am a dreamer but when I wake,
You can't break my spirit - it's my dreams you take.
And as you move on, remember me,
Remember us and all we used to be
I've seen you cry, I've seen you smile.
I've watched you sleeping for a while.
I'd be the father of your child.
I'd spend a lifetime with you.
I know your fears and you know mine.
We've had our doubts but now we're fine,
And I love you, I swear that's true.
I cannot live without you.

imdb'de burdadır:
http://www.imdb.com/title/tt0376541/

snatch'in yönetmeni Guy Ritchie, bence çekimler ve film müzikleri çok iyi, durum komedisi içerdiği için de bu çekim teknikleri ve müzikleri sayesinde film daha eğlenceli hale getirilmiş.
imdb'de burdadır:
http://www.imdb.com/title/tt0208092/