
yaratıcılıkla ilgili bişiler okurken Van Gogh çıktı karşıma, resimde masmavi imkansız gökyüzü ve yeni açan badem çiçekleri var..
İçinde insan olmayan resimler de güzel olabiliyormuş değil mi?
İşyerinde saat 3leri çok seviyorum, hemen bizim ekiple haberleşip aşağıdaki koltuklara iniyoruz. Yarım saat muhabbet edip kafa dağıtıyoruz. Ama şu ara sanırım kimse halinden memnun olmadığı için ya da sıkıldığından muhabbet genelde işten öteye gitmiyor...Yani artık çok da huzurlu değiliz ama umarım daha kötüye gitmez...Eğlenceli kısmı hepberaber durumumuzun farkında olmamız beraber geyik yapıp eğlenebilmemiz...Aslında canımızın sıkılmasındaki ana neden hayatın sadece maaşı alıp o maaşı harcamaktan ibaret olmadığını düşünmemiz, işte bu yüzden acı çekiyoruz. Yoksa monopoli gibi hayat yaşardık...Bi de iyi olanı görüp de onun gibi olmak en zoru, insan kolayı seçiveriyor, kötü birini görünce istemeden de olsa onun gibi oluveriyor. üzüm üzüme baka baka kararıyor ama üzüm üzüme baka aydınlanmıyor..
bayramda kırşehirdeydim, bizim oralarda domates toplama dönemi yeni gelmişti, şekilsiz ama mis kokulu süper lezzetli domatesler yedim. Sonrasında istanbula döndüm, bizim evin karşısındaki bakkaldan bozma Eğeroğulları markete gittim, amacım cumartesi kahvaltısı için domates almaktı. Çanakkale yazan kıpkırmızı, göze görünen domateslerden aldım. ne olduğu sofrada belli oldu. Saman gibi bişeydi. Tabiki kekik ve nane ile lezzet verdim. Bu haftasonu da babamın kuzeni Ahmet amcalardaydık. Ömerlide bahçeli evleri var, bahçeleri tam bir cennetti, biberler, domatesler, patlıcanlar..Bahçe bozumu yaptık, tüm domatesleri topladık. Mis gibi. Tabi eve getirdim birazcık, yavaş yavaş tüketeceğiz. Bu sene geçti ama seneye balkonda pembe domates yetiştirenlerin kurduğu ağ'a katılayım diye düşünüyorum. Hatta yanında biber ve maydonozu da amaçlıyorum. Bakalım kısmet..
Haftasonu bikaç bişeye üzülmüştüm, ayşeye anlattım o da bilgeliğini konuşturdu, herkesin mutlu olması çok zor, düşünme dedi. Sonra benim de aklıma geçen gün ismi lazım olmayan birinin röportajında okuduğum önce benim mutlu olmam gerekiyor ki çevremi de mutlu edeyim sözü geldi. Tabi bunu diyen kişi minareyi çalmış ve kılıf uyduruyo ama düz mantık öyle olmak lazım. (benim yine bunu uygulamam zor)
neden istanbulda olduğumu düşününce kendi kendime şaşırıyorum, ne işim var benim bu şehirde?? hiç kimsem yok, halam teyzem dayım amcam?! üniversiteden mezun olalı beş sene oldu ve benim aklım yeni başıma geldi. Gurbet olayını yeni idrak ettim, belki evliliğin bunda payı vardır bilmiyorum, kalabalık bir aileden çıkıp da çekirdek aile olayını yaşayınca ancak farkettim. Yalnızlaşıyoruz. İnsan tabiatına aykırı ama böyle de devam ediyoruz, bi kaç haftadır böyle depresifim...en iyisi çalışayım ve düşünmeyeyim bunları..